8

148

149

ile yalnızca Karadeniz Boğazı, Marmara ve Çanakkale Boğazı'nın silahlandırılabileceği kabul edildiği için, Limni ve diğer Boğazönü adalarının askerden arındırılmış bölge statüsü devam ediyor. Doğu Ege adaları da Lozan Antlaşması'nın 12. ve 13. maddeleri ile askersizleştirildikleri gibi, Lozan Antlaşması ile İtalya'ya verilen fakat îkinci Dünya Savaşı sonrası 1947 Paris Antlaşması'nın 14. maddesi ile Yunanistan'a geçen Meis ve 12 ada, askersizleştirilme statüleri devam etmek şartı ile Yunanistan'a bırakılmışlardı. Uluslararası antlaşmalara göre, bu adalarda sadece kolluk kuvveti bulundurulabilecek, fakat silahlı kuvvet bulundurulamayacak ve tahkimat yapılamayacaktı. Yunanistan, antlaşmaları çiğneyerek, bu adaları silahlandırmaya devam etmiş ve ayrıca 12 Aralık 1984'ten itibaren Türkiye'ye karşı "mütecaviz" bir savunma doktrini uygulamaya başlamıştı.

Yunanistan, Bern Antlaşması'nı ve Güvenlik Konseyi kararlarını hiçe sayarak, Kuzey Ege Petrolleri Konsorsiyumu aracılığı ile Ege'nin uluslararası sularında petrol arama çalışmalarına başlayacağını açıklamıştı. Türkiye bu kararı hemen protesto etmiş, 2 Mart 1987 günü, Başbakan Vekili Kaya Erdem, Yunan faaliyetlerinin Bern Antlaşması'na aykırı olduğunu, Türkiye'nin gelişmeleri dikkatle izlediğini, hak ve çıkarlarımızın korunacağını açıklamıştı.

Olaylar bundan sonra hızla gelişecektir.

3 Mart günü, 9 Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri Enstitüsü araştırma gemisi Piri Reis, araştırma yapmak üzere Ege'ye açılır. 6 Mart günü, Yunan hükümet sözcüsü Yannis Rubatis Ege'deki tartışmalı bölgelerin Yunan kıta sahanlığı olduğunu öne sürer. Ertesi gün Türk Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Yalım Eralp, Rubatis'e cevap vererek Ege kıta sahanlığının Anadolu'nun uzantısı olan bölümünün Türkiye'ye ait olduğunu, Yunan hükümetinin Türkiye ile sürdürdüğü kıta sahanlığı görüşmelerini kesmekle Bern Antlaşması'nı ve 395 sayılı Güvenlik Konseyi kararını çiğnediğini belirtir ve Yunanistan'ın bu yanlış uygulamaya son vererek uyuşmazlığı tırmandırmamasını ister. 25 Mart günü, NATO ve AT üyesi ülkelerin Ankara'daki büyükelçileri ile SSCB, Japonya ve Çin Halk Cumhuriyeti büyükelçileri Dışişleri Bakanlığı'na davet edilerek Yunanistan'ın Ege'deki kışkırtmaları ve Türkiye'nin konu ile ilgili görüşleri hakkında Müsteşar Büyükelçi Kandemir tarafından

kendilerine bilgi verilir. Ertesi gün Milli Güvenlik Kurulu Cumhurbaşkanı Kenan Evren'in başkanlığında beş saat süren bir toplantı yapar. Toplantıda, Yunan ihlalleri karşısında Türkiye'nin de kararlı tavrım sürdürerek, Ege'deki ihtilaflı sularda petrol aramaya başlamasının hükümete tavsiyesine karar verilir. Aynı gün Bakanlar Kurulu toplanır ve MGK'nın tavsiyesi doğrultusunda Ege'de belirlenen alanlarda Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na petrol arama izni verir. Bakanlar Kurulu kararının Resmi Gazete'de yayınlandığı 26 Mart günü, Devlet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Hasan Celal Güzel düzenlediği basın toplantısında hükümet kararını ve Hora'nın denize açıldığını açıklar. Aynı günün akşamı saat 20.00'de Hora, Çanakkale Limanı'na demirler.

îki komşu ülke arasındaki gerginlik Yunanistan yüzünden hızlı bir tırmanışa geçmiştir. 27 Mart günü Türkiye'nin BM Daimi Temsilciliği Güvenlik Konseyi'ne sunduğu bir mektupla üyelerin dikkatini çeker ve Ege'deki gerginlik konusunda bilgi verir. İslam ülkelerinin, bağlantısız ülkelerin, sosyalist ülkelerin ve BM Güvenlik Konseyi'nin geçici üyesi olan ülkelerin Ankara'daki temsilcileri Dışişleri Bakanlığındaki brifinge çağrılırlar. Saat 11.00'de hem Dışişleri Bakanlığı'nda hem Genelkurmay Başkanlığı'nda birer basın toplantısı düzenlenir. Genelkurmay'daki basın toplantısını düzenleyen Genel Sekreter Tuğgeneral Güven Ergenç, Yunan Konsorsiyumu'nun araştırmalara başlayacağı gün olarak ilan ettiği 28 Mart sabahı Hora'nın da Çanakkale Boğazı'ndan ayrılarak Ege'nin uluslararası sularına gireceğini ve gemilerimize ateş açılmasının savaş sebebi sayılacağını açıklar.

Londra'da ünlü Grosvenor Oteli'nin beşinci katındaki Venedik süitinde dinlenmekte olan Başbakan Özal, CNN ve BBC televizyonlarından bu gelişmeleri izlerken, birden sinirlenecek ve "Ne yapıyor bu adamlar? Ankara'yı arayın bana" diyecektir.

Londra-Ankara arasında yoğun telefon trafiği sürerken, Yunan Bakanlar Kurulu saat 15.00'te toplanmış ve Hora'nın sözde Yunan kıta sahanlığına girmesi halinde gerekli önlemlerin alınacağı açıklanmıştı. Yunan Başbakanı Papandreau, Ege sularının yüzde 95'inin kendilerine ait olduğunu, Hora, Yunan kıta sahasına girerse fiilen engelleyeceklerini ve Türkiye'ye ders verecek güçte olduklarını öne sürüyordu.

 Geri

İleri