8

146

147

nuşmacılardan daha çok alkışlanır.

O sempozyumda, Papandreau sürekli Özal'dan kaçmaya çalışacak, Özal ise Papandreau'nun üstüne üstüne gidecektir. Sonunda Papandreau'nun verdiği "şarap ve peynir" davetine katılan Özal, gazetecilerin "Papandreau ile aynı masada biraraya gelmeniz iki ülke ilişkileri açısından olumlu bir adım sayılabilir mi?" sorusuna, "Yumuşaklık işin esasıdır. Papandreau'da da böyle bir dikkat sezdim" cevabını verir. Papandreau ise "Bu görüşme Türkiye ile Yunanistan arasında bir diyalogun başlangıcı değil mi?" sorusunu "Yorumunu artık siz yapın" şeklinde cevaplandırır.

Davos'taki işte bu ilk buluşma, 3 Ocak 1988'de gerçekleştirilecek ve "Davos Ruhu"nu doğuracak buluşmanın başlangıcı olacaktır.

İki ülke başbakanının on yıllık aradan sonra bir araya getiren o ünlü Davos buluşmasına daha dokuz aylık süre varken, Özal'ın tüm barışçı çabalarına rağmen, Türkiye ile Yunanistan 27 Mart 1987 günü, çatışmanın eşiğine gelmişlerdir.

Biz yine bu gerginliğin nedenlerine dönelim :

Papandreau, 1987 yılı başlarında Yunanistan'dan Saroz Körfezi'nin uluslararası sularında arama ve işletme imtiyazı verilmiş olan yabancı şirketlerin hisselerini satın almış ve Bern Anlaşması'na rağmen yeniden işletmeye açtığını açıklamıştı. Bunun üzerine Türkiye, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı'na, Ege'deki uluslararası sularda petrol arama izni verecek ve Hora'yı yeniden Ege'nin uluslararası sularına gönderecekti.

Türkiye ile Yunanistan arasında Ege'ye ilişkin belirgin dört sorun vardı:

1. Karasuları sorunu : Ege'deki karasularının sınırı Lozan Antlaşması'nda 3 mil olarak belirlenmesine rağmen, Yunanistan 1936'da tek taraflı bir kararla karasularını 6 mile çıkararak, Türkiye'nin yüzde 7.47 payına karşılık Ege Denizi'nin 43.68'ine sahip çıkmaya kalkışmıştı.

Ekim 1981'de Yunanistan'da yapılan genel seçimlerden önce Yunan Başbakanı Papandreau, karasularını 12 mile çıkarma haklan olduğunu iddia etmeye başlamıştı. Yunanistan'ın Ege'deki karasulannı 12 mile çıkarması, bu denizin yüzde

71.53'üne sahip olması demekti. Türkiye'nin Ege'den, uluslararası sulardan yararlanmak suretiyle Akdeniz'de çıkışı adeta imkânsız hale gelecekti. Türkiye'nin böyle bir kararı kabul etmesi mümkün değildi.

2. Kıta sahanlığı sorunu : Ege Denizi, Saros Körfezi'nden başlayarak "S" şeklinde bir çöküntü ile ikiye ayrılır. Bu çöküntünün doğusu Anadolu'nun, batısı ise Yunan ana kıtasının devamı sayılıyor. Anlaşmazlık, Yunanistan'ın Anadolu'ya yakın adalarına kıta sahanlığının tanınması gerektiğini iddia etmesinden kaynaklanıyor.

Ege'de kıta sahanlığı sınırlarının belirlenmesi oldukça güç. Kıta sahanlığındaki anlaşmazlığın temel nedeni, ekonomik kaynakların paylaşılması yanında, çizilecek sınırın ileride egemenlik haklarını belirleyen gerçek bir sınıra dönüştürülme ihtimaline dayanıyor. Kısaca Ege'de kıta sahanlığının sınırlandırılması her iki ülke yönünden de Ege'nin paylaşılması anlamına geliyor. Türkiye'nin bu konudaki görüşü şu : Çözüm için iki ülkenin ana kıtalarının doğal uzantıları dikkate alınmalı, Türkiye'nin doğal uzantısı üzerindeki adalara kıta sahanlığı tanınmalıdır.

3. Fır hattı sorunu : Kısaca "ICAO" olarak bilinen Uluslararası Sivil Havacılık Teşkilatı'nın tabi olacağı kurallar 7 Aralık 1944 Chicago Sözleşmesi ile belirlenmiş, sivil havacılık uçuş güvenliğinin sağlanması, arama-kurtarma faaliyetlerinin sorumluluğunun belirlenmesi gibi sadece sivil havacılık amacı ile dünya üzerindeki belirli bölgelerde sivil uçuşları kontrol sorumluluğu teşkilatçı ülkelere verilmiş bulunuyor. Bu bölgelere "Flight Information Region - Uçuş Bilgi Bölgesi" veya kısaca "FIR" deniliyor. Ancak, Yunanistan FIR hattını Türk-Yunan sınırı gibi görüyor. Oysa ICAO Sözleşmesi Uçuş Bilgi Bölgesi'nin teknik amaçlar için kurulduğunu ve hiçbir zaman sınır kabul edilemeyeceğini açık bir şekilde belirtiyor.

4. Ege adalannın silahlandırılması sorunu : Askerden arındınlmış bölge statüsünde bulunan Ege adaları üç gruba ayrılıyor. Aralannda Limni de olmak üzere Boğazönü adaları, 1913 Atina Anlaşması, 1914 Londra Konferansı ve bunlara atıf yapan Lozan Antlaşması'nın 12. maddesince, Türkiye'nin güvenliği için askersizleştirilmiştir. 1936 Montreaux Sözleşmesi

 Geri

İleri