8

144

145

Başbakan Turgut Özal, ABD'de geçirdiği by-pass ameliyatından sonra yurda dönerken uğradığı Londra'daydı.

Haberin dünyaya yayıldığı saatlerde Türk Hava Kuvvetleri'ne bağlı savaş uçakları ve uluslararası sularda dolaşan hücumbotlarımız Ege'yi gözetim altına alırken, Trakya'daki zırhlı birlikler Yunan sınırına kaydırılıyor, Karadeniz'deki "Denizkurdu" tatbikatını bir gün önce bitiren 50 savaş gemimiz Marmara'ya iniyordu. Mehmetçik karada, havada ve denizde tetikteydi.

Yunanistan kısmi seferberlik ilân etmiş, Türkiye de Silahlı Kuvvetleri'ni "kısmi teyakkuz" durumuna getirmişti. Kısmi teyakkuzun genişletildiği Ege Ordusu'nda özellikle Foça Anfıbi Birlikleri bölgeye yayılmaya başlamıştı.

Yunan halkı panik içindeydi. NATO müttefikleri ve AT ülkelerinde korkulu saatler yaşanıyordu. Türklerin ise oldukça rahat ve telâşsız oldukları görülüyordu. 1974 yılından beri sürekli kaşınan Yunanistan başına iş arıyordu.

Neler oluyordu?

Türkiye ile Yunanistan silahlı kuvvetlerini çatışmanın eşiğine getiren gerginliğin temelinde ne vardı?

Ege konusunda Türkiye ile Yunanistan arasında süregelen anlaşmazlığın kökü 1960'lı yıllara kadar uzanır. Yunanistan, 1960-1973 yıllan arasındaki dönemde, Ege'deki kıta sahanlığının tümünün kendisine ait olduğunu iddia etmeye başlamış ve bazı yabancı petrol şirketlerine petrol arama izni vermişti. Buna karşılık Türkiye, Ege Kıta sahanlığında en az Yunanistan kadar haklara sahip olduğunu, bu haklarından asla vazgeçmeyeceğini açıklamış ve 1976 yılında "Hora" adlı araştırma gemisini Ege'ye yollamıştı. Yunanistan ise Türkiye'yi hem Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ne şikâyet etmiş, hem de Hora'nın çalışmalarının durdurulması için La Haye Uluslararası Adalet Divanı'na başvurmuştu. BM Güvenlik Konseyi 25 Ağustos 1976'da yaptığı toplantıda kabul ettiği 395 sayılı kararında, her iki hükümete de kıta sahanlığı dahil olmak üzere Ege'ye ilişkin sorunları görüşmeler yoluyla çözümleme çağrısında bulunmuştu. Türkiye ile Yunanistan arasında 1976 yılında imzalanan Bern Anlaşması da, Ege'deki kıta sahanlığı sorununun görüşmeler yoluyla çözümlenmesini öngörüyordu.

Anlaşmanın 6. maddesi ise, sorun çözümlenmeden tarafların ihtilaflı sularda araştırma yapmamalarını hükme bağlıyordu.

Yunanistan'ın başvurusunu görüşen La Haye Yüksek Adalet Divanı, Türkiye'nin Ege'deki araştırma çalışmalarının durdurulmasına ilişkin Yunan başvurusunu incelemeye yetkili olmadığını kararlaştırmıştı.

BM Güvenlik Konseyi, Uluslararası Yüksek Adalet Divanı kararları ve Bern Anlaşması'ndan sonra taraflar arasında görüşme süreci başlamış, bu görüşmeler 1981 yılına kadar sürmüş, Papandreau iktidara gelir gelmez Türk-Yunan diyalogunu tek taraflı olarak kesmişti.

Turgut Özal, iktidara geldiği günden itibaren Yunanistan ile yeniden diyalog kurmak, Kıbrıs ve Ege sorunlarını ortadan kaldırmak istemişti.

Hatta Papandreau'a sık sık uzattığı zeytin dalı, sonuçta ünlü "Davos Ruhu"nü doğuracaktı.

Davos buluşması ilginçtir.

Yunanistan Başbakanı Andreas Papandreau, Belvvedere Oteli'nde bir kokteyl vermektedir. Konuklara "hoşgeldiniz" konuşması yapmak üzere mikrofon önünde hazırlanırken, bütün gözler salonun giriş kapısına yönelir. Türkiye Başbakanı Turgut Özal gülümseyerek salona girmektedir. Özal aynı gülümseme ile doğruca Papandreau'nun yanına gider ve elini uzatır. İki lider tokalaşırken salonda alkış tufanı kopar. Papandreau konuşma yapmaktan vazgeçecek ve Özal'ın koluna girerek bara doğru ilerleyecektir.

1986 yılı başlarında Davos'ta yapılan "Avrupa Sevk ve İdare Sempozyumu''nda Yunanistan Başbakanı Papandreau'nun ürkekliğine karşılık Türk Başbakanı Turgut Özal tam bir "barışma taarruzu"na geçmiş ve bunda başarılı olmuştur.

Özal, Papandreau ve ABD Ticaret Bakanı Macolm Baldrige'in katıldıkları panelde, sırasıyla Baldrige, Papandreau ve Özal konuşurlar. İlk iki konuşmacı, klasik ekonominin dünya ve ülke sorunları için çözüm getirip getirmeyeceği konusunda genel bir değerlendirme yaparken, Özal Türkiye'nin altı yıl içinde gerçekleştirdiği ekonomik başarıları anlatır ve öteki ko-

 

 Geri

İleri