8

140

141

"O makama gelecek kişiyi biz seçeceğiz."

Orgeneral Öztorun emekli edilir ve Genelkurmay Başkanlığı'na Orgeneral Necip Torumtay getirilir. Cumhurbaşkanı Evren fazla direnmemiş ve Özal'ın kararını onaylamıştır.

Gazeteler haberi "Özal darbe yaptı", "Sivil müdahale", "Özal'ın ordu müdahalesi" başlıklarıyla verirler.

Özal, demokrasinin gereği olan sivil otoritenin üstünlüğünü, Silahlı Kuvvetlerin de sivil otoritenin emrinde olduğu gerçeğini göstermek suretiyle çok önemli devrimlerden birini daha gerçekleştirmiş olur.

Gazeteci Ertuğrul Özkök'e, 1993 yılında olayı şöyle anlatacaktır :

"Bunu bir nevi alışılmış usulleri değiştirmek için yaptık. Çünkü 1960'tan sonra hiçbir hükümet Genelkurmay Başkanı'nı kendisi tayin edememiştir. Belli sırayla gelmiştir. İlk defa 87'de oldu hadise. Bu gün de olabilir onu açıkça söylüyorum. Artık bundan sonra iş normal düzenine girmiştir. Hükümetler Genelkurmay Başkanı'nı kendileri tayin ederler. Liyakat esasına göre, beğendiği esasa göre onu getirir." (1)

Özal, 1988 Yılında Ölebilirdi

Turgut Özal genel olarak sağlıklı bir insandı. 1979 yılına, yani 52 yaşına gelinceye kadar herhangi bir sağlık sorunu ve şikâyeti olmamıştı.

Önceki bölümlerde anlattığımız gibi, Süleyman Demirel'in azınlık hükümeti kurarak Türkiye'yi ekonomik sıkıntılardan ve döviz darboğazından kurtarmaya çalıştığı 1979 yılında, Başbakanlık Müsteşarı ve DPT Müsteşar Vekili olan Özal, yoğun çalışma sonucu yorgun düşmüş ve Hacettepe Hastanesi'ne kaldırılmıştı. O zaman, kalp krizi geçirdiği anlaşılmış, durumun ciddiyetine ve doktorların ısrarına rağmen, kendi isteğiyle taburcu olduğuna dair bir belge imzalayarak, Paris'teki borç erteleme toplantısına gitmişti. Paris'ten ABD'ye geçmiş ve Cleveland'da muayene olmuştu. Doktorlar, koroner damarlarında tıkanıklık olduğunu söylemişlerdi. By-pass yapılıp

(l) Hürriyet Gazetesi, 20 Nisan 1993

yapılmaması konusunun araştırılması gerekiyordu. Fakat Özal için ülkesinin sorunları kendi sağlığından daha önemliydi. Cleveland'da fazla bekleyememiş ve işinin başına dönmüştü.

Bu kez durum ciddiydi. Kalbi yorgunluktan tehlike sinyalleri vermeye başlamıştı. Onca seven, onca yorulan, onca hızlı çarpan kalp, sonunda yorulmaz mıydı? ANAP'ı kurmadan önce verdiği kiloları geri alması da kalbini zorluyordu.

Turgut Özal, Başbakan ve ANAP Genel Başkanı iken, 1987 yılının şubat ayı başında Amerika'ya gitti. By-pass ameliyatı olacaktı. Yanında eşi Semra Özal, kızı Zeynep, oğulları Ahmet ve Efe de vardı.

Özal'ın, Houston'da Methodist Hastanesi'nde by-pass öncesi düzenlediği basın toplantısının sonunu gazeteci Şakir Süter'den dinleyelim:

"Türkiye, bu kez Özal'ın sağlık haberleriyle çalkalanıyordu.

Hastanedeki odasında bizler için bir basın toplantısı düzenlemişti.

Toplantı bitmiş, gazeteciler acil şifalar diliyordu. Bendeniz en sona kalmıştım. Elini sıkıp ayrılıyordum, elimden tutup çekti ve öperken, fısıldayarak şöyle dedi:

-Benim için dua et.

Sesim titreyerek, 'Tüm Türkiye sizin için dua ediyor efendim, tekrar görüşmek üzere' diyebildim. Odasından çıktığımda, gözlerim dolu doluydu." (1)

Gerçekten de, Türkiye, Özal'ın sağlık haberleriyle çalkalanır. Onun, "Benim için dua edin" mesajına uyan Türk halkı, genci ve yaşlısıyla "Aman Tonton'umuza birşey olmasın" diye gece gündüz dua eder. Ziyaretçiler Türkiye'den Houstan'a akın eder, telefon, telgraf ve faks mesaj ları yağar.

Özal, halkının eksilmeyen dualarıyla, 10 Şubat 1987 günü neşterin altına yatar.

Ameliyat ekibinin başında dünyaca ünlü kalp cerrahlarından Prof. Dr. Michael DeBakey vardır. O zaman 74 yaşın-

(1) Bugün Gazetesi, 18 Mayıs 1993

 

 Geri

İleri