8

138

139

"Hükümet, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Necdet Öztorun'un Genel Kurmay Başkanlığına gelmesini istemedi. Benim tarafımdan da bu husus Sayın Cumhurbaşkanına da iletildi. Ve Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Sayın Necip Torumtay'ın önce Kara Kuvvetleri Komutanlığı'na ve bilahare Genelkurmay Başkanlığı'na getirilmesi uygun görüldü."

Komutanlar, gazeteciler, halk şaşkındı. Neler oluyordu?

Özal'ı rahatsız eden böyle bir operasyona gerek duymasına neden olan olaylar şöyle gelişti:

Yüksek Askeri Şura 5 Ağustos 1987'de toplanacak ve 30 Ağustos'tan itibaren geçerli olmak üzere ordudaki terfi, tayin ve emeklilik kararlarını verecekti.

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Necdet Üruğ, Yüksek Askeri Şura toplantısını beklemeden, Cumhurbaşkanı ve Başbakana, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Necdet Öztorun'un yerini alabilecek en kıdemli ve liyakat kespetmiş bir komutan olduğunu bildiren tavsiyesini yapar ve 2 Temmuz 1987'de emekliye ayrılır.

Orgeneral Üruğ, Yüksek Askeri Şura toplantısını ve 15-20 Ağustos tarihleri arasında yapılacak devir teslimi neden beklememiştir? Genelkurmay Başkanlığı yolunu yakın arkadaşı Öztorun'a açmak için mi?

O günlerde kulislerde yayılan "2000'e Doğru Planı", Özal'ı rahatsız eder. Planda, 2000 yılına kadar hangi tarihte, kimin, nereye, nasıl geleceği şimdiden belirlenmiştir. Bu planın varlığından Özal da haberdardır. "Bunlar geleceği parsellemişler" der. Orgeneral Üruğ'un normal takvimi değiştirmesi ve adeta kuralları zorlaması, endişesini artırır.

"2000''e Doğru Planı" nın varlığını Orgeneral Üruğ da inkar etmez. Fakat ona göre planın amacı başkadır :

"Generalleri yetiştirme ve istihdam planıdır bu. Özellikle "kor" ve "or" lar için. Bu benim, Genel Kurmay Başkanının vazifesidir. !987 Ağustosunda Türk Slahlı Kuvvetlerindeki kor general ve orgenerallerin sınıf durumudur bu plan. Emir ve kjomuta olayıdır. Yoksa Hasan, Mehmet gibi isimlendirme olayı değildir. Kim kıtaya çıkacak? Kıtası bitenler hangi ka-

rargâhlarda kullanılacak? 'Tüm'den 'kor' olmuş bir general lisan biliyor, NATO tecrübesi var, kıta hizmeti yapmış mı? Kısacası yeteneğine, bilgisine, tecrübesine, kıdem ve liyakatine göre kim nereye gelecek? İsimler üstünde durulmuş bir plan sayılmaz. İleriye doğru projekte edilmiş bir plan... Böyle bir plan yapma yetkisi Genelkurmay Başkanı'nındır. Bu yüzden, ne Milli Güvenlik Kurulu'na sunulma, ne de orada görüşme diye bir durum söz konusudur. Milli Güvenlik Kurulu'nu ilgilendirmez. Ben bu çalışmayı ayrıntılı biçimde bir program haline getirdim, daha sistematik şekle soktum. Yoksa dört yıl sonra şu isimde bir zat, Genelkurmay Başkanı olacak diye bir plan, program yapılmış değildir kesinlikle." (1)

Özal aynı kanaatte değildir.

24 Haziran 1987 günü topladığı Bakanlar Kurulu'nda şunları söyler:

"Bu bir fait accompli'dir (oldu bittiye getirmek). Biz buna gelmeyiz. Genelkurmay Başkanlığı'nda bir plan yapılmış. 2000 yılına kadar komuta kademesinin kimlerden oluşacağı tespit edilmiş. Böyle bir tespitten bizim haberimiz yok. Hükümet olarak bizim dışımızda geliştiriyorlar. Ancak, böyle bir işlem sadece Genelkurmay Başkanlığı ile bağlantılı değil. Bu 1989 da ki Cumhurbaşkanlığı hesaplarıdır. Cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili hesaplardır bunlar. Harbiye'den mezun olan teğmenler kendileri için ulaşılacak son mertebeyi hep Cumhurbaşkanlığı olarak görüyorlar. Hayır. Harbiye'den mezun olan teğmenlerin ulaşabilecekleri en son mertebe Genelkurmay Başkanlığı'dır. Askerlerin gelebilecekleri en son makamın Cumhurbaşkanlığı olmayacağını Türkiye'de yerleştirmek lâzım. 2000 yılına kadar yapılan hesaplar ve planlamanın arkasında Cumhurbaşkanlığı hesapları olduğunu bilmek lâzım. 1989 yılında seçilecek olan Cumhurbaşkanı mutlaka sivil olacaktır. Sivillerden birini seçeceğiz Cumhurbaşkanlığına." (2)

Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Necdet Öztorun, 28 Haziran 1987 günü, Başbakan Özal'la görüşür. Aldığı cevap kesindir:

(1) Hasan Cemal, "Özal Hikâyesi", Bilgi Yayınevi, 1989 Ank. s. 233, 234

(2) Cumhuriyet Gazetesi, l Temmuz 1987

 

 Geri

İleri