8

132

133

şöyle der : (1) "Yavuzcuğum,

Yazdığın yazıları ne kadar dikkatle okuduğumu bilirsin, 16 Mayıs Cumartesi günkü yazında verdiğin rakamları dikkatle okudum.

İşçi ve memurun Avrupa ülkelerinde ödedikleri vergileri yazmışsın. Bizim zaten 1981'den beri yaptığımız en önemli işlerden biri de ücretlinin vergisini devamlı olarak düşürmekti. 1980'de asgari ücretli bile yüzde 50'ye yakın vergi ödüyordu.

Bugün faturaya vergi iadesiyle beraber asgari ücretli bazen hiç vergi vermiyor, Doğu illerinde de üste para alabiliyor. İnsaf edelim, ücretlinin vergisi geçmişte hiç bu kadar düştü mü?

Ücretlinin vergisini bizim kadar düşüren başka kim var? Ücretlinin, hatta asgari ücretlinin vergisinin en yüksek olduğu ülke 7-8 sene önce Türkiye idi.

Yazında bahsettiğin 'karnını zor doyuran öğretmen' 1980 senesine kadar yüzde 50'lerin üzerinde vergi ödüyordu.

İşin en acıklı noktası ne biliyor musun?

Hergün geçim derdi şikâyetleri duyduğunu yazıyorsun.

Biliyorsun 1980 ve 1981'de 'ödeyemediğimiz' birikmiş borçlarımızı erteledim.

Bu borçlar 1980 öncesi alınmış ve 'hesapsız kitapsız' kullanıldıkları için Türkiye, Avrupa'nın en hasta adamı olmuştu.

Bu yıl 5 milyar dolar borç ödüyoruz. Bunun 4 milyar doları (3.2 trilyonu) 1980 öncesi borçların bize hatırası.

Aile başına her yıl dışarıya takriben 400 bin lira borç ödüyoruz.

Bu borçları ödemeseydik, her aileye 400 bin lira daha para vermek mümkün olacaktı.

Bu borçları alıp ödemeyenler, acaba ne diyorlar?

Bugün Türkiye önemli işler başarıyorsa, bu borç yüküne rağmen başanyor.

Türkiye'nin sırtına bu borç küfesini vuranlar, kahraman gibi geziyor. Hiçbir sorumluluk kabul etmiyorlar.

Vatandaşın sıkıntı çektiğini iddia edebiliyorlar. 

Bugün Türkiye, bu 5 milyar doları (4 trilyonu) dışarı ödemese, bu para ile ne kadar iş yapılır onu düşün.

Kaç tane fabrika, kaç baraj, kaç okul, kaç hastane yapılırdı bu parayla?

Çiftçiye, işçiye, memura, esnafa, emekliye ne kadar daha fazla para ödenirdi? Düşün bir defa daha.

Her aileden 400 bin lira kesip dış borç ödüyoruz.

Bu borçları alanlar, borçları zamanında ödemediği için yükünü, cefasını benim vatandaşım ödüyor.

Biliyorsun, iflasla karşılaşan Türkiye'nin borçlarını ertelemek için kapı kapı dolaşmak mecburiyetinde kaldım.

Ama insaf etmek lazım.

Bu borçları vatandaşın sırtına yıkanların, vatandaşın 'gerçek dostu' olduklarını iddia etmeleri insafa sığar mı ?

Evet, biraz acı konuştum.

Ama vatandaşımın gerçeği bilmeye de hakkı var.

Ben de dışarıdan borç alıp, çiftçiye, işçiye, memura, esnafa, emekliye bol keseden dağıtmasını bilirim.

Ama yazık değil mi gelecek nesillere?

Aldığımız her kuruşun tekrar 70 sente muhtaç olmamamız için, ciddi yatırımlara harcanma ihtiyacı vardır.

Ben de dışarıdan aldığım kredileri, bol keseden dağıtıp iki sene bu memlekete cennet havası yaşatırım. Borçları ödemek vakti geldiği zaman ortadan kaybolur, iki üç sene sonra tekrar onaya çıkarım.

Biz de dışarıdan borçlanıyoruz. Çünkü Türkiye'nin önemli kalkınma projeleri için paraya ihtiyacı var.

Ama biz o borçları hem akıllıca kullanıyoruz, hem de o borçları ödemek için ihracatımızı ve diğer döviz gelirlerimizi artırıyoruz.

Biz borçlanırken, bu borcu nasıl ödeyeceğimizin de hesabını kitabını dikkatli yapıyoruz.

 

 Geri

İleri