8

128

129

mesi üzerine sinir buhranı geçirmeye başlar ve görevinden istifa ederek hastaneye yatar.

Hastaneden çıktıktan sonra, Özal'ı ziyaret etmek ve af dilemek ister. Eşiyle birlikte Başbakanlık Konutu'na giderler. Polisin engelini aşarak kapıya ulaşırlar. Fakat, bayan Özdağlar'ın "Ne olur kapıyı açın" yalvarmalarına ve ağlamalarına rağmen kapı açılmaz.

İçerde Semra ve Turgut Özal da gözyaşlarını tutamazlar. Yapabilecekleri birşey yoktur. Çok sevdikleri Özdağlar, affedilmez bir suç işlemiştir. Cezasını çekecektir. Özal o gece için "Semra da ben de sabaha kadar uyuyamadık" diyecektir.

Özdağlar olayı, öyle sanıyoruz ki, Özal'ın sağlığı üzerinde de olumsuz etki yapmıştır. Çünkü o, duygulu insandır. Hiç kimsenin üzülmesini, acı çekmesini istemez. Geleceğine umutla baktığı ve kendisinden hizmet beklediği Özdağlar'ın böylesine pis bir işe bulaşması, zaten hasta olan kalbini büsbütün yaralar. Benzi solar, durgunlaşır.

Özdağlar olayını iki yıl sonra anlatırken hâlâ üzgündür :

"Ben politikayı yaparken hukuka çok dikkat etmek mecburiyetindeyim. Yani herkesin hakkına çok dikkat etmek mecburiyetindeydim. Bir misali yaşadım kendim. İsmail Özdağlar hadisesi. Yandaki odada olmuştur. Teyp bandı bana gelmiştir. Dinledim, üzerinde bir hafta düşündüm. Sonra çağırdım kendisini. Şu bizim jimnastik odasında. Sıkıya aldım. Bant da yanımdaydı. 'Dinletirim bandı' dedim. İtiraf etti. Dört kişi biliyordu hadiseyi. Uğur Mengencioğlu, yani parayı veren, İsmail Özdağlar, Adnan Kahveci ve ben. Ben bu hadiseyi bir gece düşündüm, ortaya çıkarayım mı, çıkarmayayım mı diye. Sonunda hukuk ve namus mantığı daha fazla galip geldi. 'Bana ve partime ne gelecekse gelsin. Ben bunu ortaya çıkaracağım' dedim.

Şimdi hukuka karşı gelmemek için bu itirafı ben gazetelere söyledim. Ta ki, soruşturmalar yapılsın diye... Özdağlar'ın hakkı varsa o da yenmesin diye. Ama, hemen hemen bütün gazetelerimiz Özdağlar"ı neredeyse mazlum yaptılar. Yani bu olmuş bir hadisedir. Bir iktidar en büyük tehlikeyi atlatmıştır. Ben o muhalefetten üzerimize gelen hücumu, toz dumanı biliyorum. O zaman HP biraz daha sesliydi. Gürkan falan vardı.

Şimdikinden daha iyiydiler. Şimdi o hadisede basın, tam ters bir şeyin içerisine girdi. Neredeyse o tesirlerle İsmail Özdağlar kahraman oldu. Resmen para almıştır. Ben o akşam isteseydim, bir şeyler olacağını tahmin etseydim, daha güzelce deliller ortaya koyardım. Parayı alırdım kendisinden, çünkü 'çanta bende' dedi. Emniyet Genel Müdürünü gönderir aldırırdım, bir de zabıt tuttururdum. Bunu yapmak hatırıma gelmedi, ama hiç düşünmedim böyle birşey olacağını, üzerimize bu kadar gelineceğini. Gittim, ancak soruşturma kurulunda ifade verdim. Ondan evvel beni ne kadar sıkıştırsalar söylemezdim. Çünkü herhangi bir şekilde hukuka tesir etmesin diye.

Tabii o yayınlar sonunda İsmail Özdağlar'ın aldığı ceza azdır. Sanki vazifesini kötüye kullanmış şeklinde bir ceza aldı. Aslında resmen rüşvet vardır ortada. Rüşvet işini de kendisi istemiştir. Bütün bunların hepsi vardır. 20 milyondur, 20-25 milyon o zaman iyi paraymış onun için herhalde, bilmiyorum. Kendisi hakkında bu lafları duyduğum zaman çağırdım ikaz ettim. 'Bak dedim, 'gemicilerle birtakım şeyler varmış, laflar geliyor kulağıma, sakın ola ki bir yanlışlık yapmayasın, bunlar çünkü Türkiye'nin en kurt adamlarıdır.' Bu ikazım da vardır, bu hadise olmadan evvel."

Özdağlar Yüce Divan'da yargılanırken hep suçsuz olduğunu ve bir komploya kurban edilmek istendiğini savunur. Ama rüşvet almaktan değil görevini kötüye kullanmak suçundan iki yıl hapis ve 30 bin lira ağır para cezasına çarptırılmaktan kurtulamaz.

Yüce Divan Özdağlar'ı mahkûm etmiştir ama, ceza nasıl infaz edilecektir? Özdağlar hâlâ milletvekilidir. Hukuk otoriteleri arasında tartışmalar sürüp giderken Anayasa Mahkemesi de cezanın infazı için Özdağlar'ın TBMM üyeliğinin düşürülmesi gerektiğini açıklar. TBMM'de 201 oy sağlanamaz ve Özdağlar'ın üyeliği düşürülemezse ne olacaktır? Özdağlar milletvekili sıfatına sahip olarak cezaevine mi konulacaktır, yoksa infaz için milletvekilliği süresinin dolması mı beklenecektir?

TBMM Anayasa Komisyonu, politikacılar ve hukukçular harıl harıl bir çözüm ararlarken 24 Şubat günü Özdağlar milletvekilliğinden istifa ettiğini açıklar ve infaz konusundaki tartışmalara da bir nokta koyar.

 

 Geri

İleri