8

124

125

"Turgut Paşa'nın (Sunalp) bir dost meclisinde Musa Oğün'le birlikte anlattıklarına göre, Ankara'da parti kurma çalışmaları yaptığı günlerde Mehmet Okumuş, Ankara Temsilcisi İsmail Özdağlar'a şu telefon talimatını veriyordu :

-İsmail, bankadan para çek, Turgut Paşa'ya götür. Selam ve saygılarımı söyle. Bizim de çorbada tuzumuz olsun.

'Taksan İsmail' patronundan aldığı talimatı yerine getirmek için bankaya gidiyor, banknot destesini James Bond çantasına güzelce yerleştiriyor ve Turgut Paşa'nın karargâhının yolunu tutuyordu. Mahcup tavırlı İsmail Özdağlar, Paşa'nın huzuruna çıkıp saygılarını sunduktan sonra, patronun mesajını iletiyor ve emanetleri teslim ediyordu.

Paşa'nın makamında, aranmak ve hatırlanmaktan dolayı çok güzel bir hava esmişti. Turgut Paşa 'Taksan İsmail'i inceden inceye dinlemiş, çeşitli sorular sormuş, doyurucu cevaplar almıştı. Bu görüşmede MDP (Milliyetçi Demokrasi Partisi) yeni bir nefer kazanmıştı. Paşa, Özdağlar'a adaylık teklif ediyor, genç misafir de 'Partinizde nefer olmaya hazırım Paşam' cevabını veriyordu.

Aradan günler geçti. Paşa, Özdağlar'ı arattı. Ama Özdağlar Anavatan'a sığınmıştı. Paşa çok sinirlendi. Duygularını kader arkadaşı, parti yoldaşı ve yardımcısı emekli korgeneral Musa Oğün'e açtı:

-Musa Paşa, bu ne gayriciddilik? Okumuş'un adamı bize söz verdi. Arattım, fakat çocuk Anavatan'a gitmiş.

Musa Paşa, genel başkanını büyük bir dikkatle dinledikten sonra Kars şivesiyle konuşmaya başlar:

-Paşam, bizim Kars'ta hezer dur, (uzak dur) derler. Bunlar böyledir. Hezer dur Paşam, hezer dur."

Ne garip rastlantıdır ki, Maliye ve Gümrük Bakanlığı'ndan azledilen Vural Arıkan da, arkadaşı İlhan Evliyaoğlu'nun önerisiyle önce MDP'ye girmeyi düşünmüş, sonra kararını değiştirerek ANAP'ı tercih etmişti.

İsmail Özdağlar Manisa'dan milletvekili adayı gösterilir ve kazanır. Sadece kendisi değil partisi de kazanmış ve iktidara gelmişlerdir. Özdağlar hiç ummadığı şekilde 13 Aralık 1983 günü ve henüz 33 yaşında iken Devlet Bakanlığı koltuğuna

oturur.

Özdağlar ilk bakışta "mahcup" görünmesine rağmen, dikbaşlı ve asabi bir mizaca sahipti. Kimseyle geçinemiyor, hep kendi bildiğini okuyordu. Belli ki genç yaşta devlet bakanı olması, onu şımartmış ve havalara sokmuştu.

Bakanlıkta daha ilk yılını doldurmadan bazı söylentiler çıkmaya başladı. İçişleri Bakanı Ali Tanrıyar bir bakan arkadaşına "İsmail çok ileri gidiyor, bunun sonu ne olacak?" diye sorarken, Kırşehir Milletvekili Mehmet Budak, "Elimdeki dosyaları ortaya koyarsam, İsmail kaçacak delik arar" diyordu.

İşadamı Uğur Mengencioğlu'nun "Özdağlar benden rüşvet istedi" ihbarı bu söylentilere tuz biber ekecekti.

İddiaya göre, Özdağlar büyük oynuyordu. "Patron" dediği Özal'ın kalp hastası olduğunu, fazla dayanamayacağını ve bir süre sonra çekileceğini düşünüyordu. O zaman sıra kendisine gelecekti. ANAP grubunda başbakan olabilecek tek kişi kendisiydi. Ancak, bunun için para gerekiyordu.

Cerrahoğlu ile tonu dokuz dolarlık petrolü onbeş dolardan taşıtıp aradaki farkı kırışmak üzere anlaşmışlardı. Rakip armatör Mengencioğlu işin içine girince, ondan da rüşvet istemişti. Hatta, paraların yurtdışında, çikolata paketi şeklinde teslimi bile konuşulmuştu. Olay patladıktan sonra sözü edilen yirmibeş milyonun çok üzerindeydi istenen para. Zaten, Mengencioğlu'nu tanıyanlar da iş yirmibeş milyonla kalsaydı, mesele çıkmazdı diyorlardı. Uğur Mengencioğlu, kendisinden istenen fahiş miktardaki rüşvet karşısında, durumu, ANAP grubundan ve basından tanıdıklarına intikal ettirdi. Mesele Özal'a duyuruldu. Demirel ile Erdal İnönü de haberdar edildiler, (1)

Başbakan Özal, olay kendisine yansıtılınca, başdanışmanı Adnan Kahveci'yi ihbarın doğruluk derecesini araştırmakla görevlendirir.

Özal son derece üzgün ve sinirlidir. O zaman Grup Başkanvekili olan Prof. Dr. Ercüment Konukman'ın, Vural Arıkan olayı sırasında yaptığı "kabinede revizyon" önerisini hatırlar. Ercüment Hoca'nın sözünü dinleseydi, şimdi bütün bunlar belki olmayacaktı.

(1) Yavuz Donat'm Vitrininden, Bilgi Yayınevi, Ank. 1987, s. 175

 Geri

İleri