8

120

121

zat Bıyıklı ve Mihriban Erdem'in de bulunduğu 20 kadar milletvekilini çevresinde toplayarak partiiçi muhalefet oluşturmuştu. Partinin MHP çizgisinin etkisine girdiğini iddia ediyor ve buna engel olunmasını istiyordu. Hatta Arıkan ve çevresinde toplanan milletvekilleri, Ozal'a verilmek üzere bir de muhtıra hazırlamışlardı. Bazı milletvekillerinin imzalamaktan kaçınmaları nedeniyle Ozal'a verilmeyen o muhtırada şöyle deniliyordu :

"12 Eylül'den önce ülkemiz birçok badireler atlatmıştır. Anavatan Partisi'ne mensup her milletvekili, memleket meselelerini herşeyin üstünde tutan ve 12 Eylül öncesine dönülmemesi için çaba gösteren siz sayın genel başkanımızın etrafında kenetlenmesini bir görev olarak kabul etmesi gerekir. İşte, bizler bunu gerçekleştirmeye ve sizin etrafınızda birleşmeye çalışıyoruz. 6 Kasım 1983 tarihinden bu yana milletimiz siyasi tercihini Anavatan Partisi doğrultusunda yapmıştır. Hükümette görev alan arkadaşlarımızın hizmet yarışı içerisinde olduğunu kabul ediyor, bizler partinin içindeki zahiri görüntünün kongrelerden sonra, seçim bildirgemizde açıkladığımız Anavatanlılık doğrultusunda hakiki görüntüsünü kazanacağına inanıyoruz.

Bazı çevreler bizleri bir grubun veya bir kişinin adamı olarak göstermek istiyorlar. Bu şekildeki düşünceler yanlıştır. Bizler, Meclis kürsüsünde ettiğimiz yemin doğrultusunda, hukukun üstünlüğüne inanmış milletvekilleri olarak haksızlığın daima karşısında olduk, olmaya da devam edeceğiz. Bu görüşü benimseyen arkadaşlarımızla birlikte haklı bildiğimiz düşünceleri sonuna kadar savunacağız.

Hükümet çalışmaları ve grup çalışmaları sırasında bazı hoşa gitmeyen olaylar olmaktadır. Bakanlar Kurulu ve ANAP grubunun uzun bir süredir toplanmaması sebebiyle, çok önemli saydığımız konular görüşülemedi. Hükümette görev alan bazı sayın bakanların ifadeleri ve beyanatları birbiriyle çelişmektedir. Bu da hem hükümetimizi, hem de grubumuzu yaralıyor.

Bu mektubu yazmaktaki amacımız, size karşı olmak değil, sizin yanınızda yer almaktır. Etrafınızda oluşan zinciri aşıp, size ulaşmak mümkün olmuyor. Bazı arkadaşlarımızın, parti teşkilatıyla oynadığını müşahade ediyoruz. Parti teşkilatlarımızla oynanmasın. Atatürk ilke ve düşüncelerinin idarede

ve parti faaliyetlerimizde hakim kılınmasını istiyoruz. Milletimize vaad ettiklerimizi yerine getirmek mecburiyetindeyiz. Geriye dönüşümüz yoktur."

Vural Arıkan'ın tüm faaliyetlerinden Özal'ın haberi vardır.

Ekim 1984'te Kapıkule Gümrük Kapısı'nda bazı olaylar olur. Maliye ve Gümrük Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Doğan Akın, Bakan Arıkan'a haber verilmeden, makamından alınıp tutuklanır.

Maliye ve Gümrük bakanı Arıkan, buna tepki gösterir ve polisin bazı gümrük görevlilerine işkence yaptığını öne sürer.

Başbakan Turgut Özal o sırada Zürich'tedir. Durum, Başbakan Yardımcısı Kaya Erdem tarafından kendisine iletilir. Özal, Ankan'ı Zürich'ten telefonla arar, haklı olduğunu ve kusuru olanların istifasını isteyeceğini söyler. Mesele böylece tatlıya bağlanır. Arıkan basın toplantısı yapmaktan vazgeçer.

O günlerde, Halkçı Partililer "Gümrüklerdeki yolsuzluk ve kaçakçılık olaylarının incelenmesi" için Meclis araştırması önergesi verirler. Başbakan Özal, Devlet Bakanı Mesut Yılmaz'ı Meclis'te muhalefetin iddialarına cevap vermekle görevlendirir.

Meclis'in 23 Ekim 1984 günkü oturumunda, araştırma önergesi görüşülürken, Maliye ve Gümrük Bakanı Vural Arıkan beklenmedik şekilde söz alır ve zehir zemberek bir konuşma yapar. Polisin gümrüğe baskın yapmasını, defterlere el koymasını, bazı görevlilere işkence yapmasını ağır bir dille eleştirir ve bir hukuk devletinde bunların yapılamayacağını, yapılmaması gerektiğini söyler.

ANAP'lılar, Vural Arıkan'ın Merkez Yönetim Kurulu ve grup üyesi olduğunu, konuşmayı o platformlarda yapması gerekirken, Meclis'te kürsüye çıkmasının partiyi de, hükümeti de yaraladığını belirtir, tepki gösterirler.

Özal'ın canı sıkılmıştır.

1950'li yıllarda Menderes'in, 1970'de Demirel'in başına gelenleri hatırlar. "Yaylacılar" denilen partiiçi muhalefet, Demokrat Parti grubunda Menderes'in bakanlarını tek tek düşürünce, Başbakan güvenoyu istemek zorunda kalmıştı. Adalet Partisi'ndeki muhalifler ise, bütçeyi kırmızı oy vererek

 Geri

İleri