8

102

103

misinasında, 37 günlük icraatını anlatırken şunları söyler :

"...Takvime bakıyorum da, bizim tam yetkiyle göreve başlamamızdan tam 37 gün geçmiş, yani yüce Meclis'ten güvenoyu aldığımızdan itibaren 37 gün geçmiş. Bu 37 günü izlediğiniz gibi çok yoğun bir faaliyet içerisinde geçirdik. İlk iş olarak birbiri ardına birçok önemli kararname yayınladık. Efendim bizim böyle davranmamızın sebebi açık. Evvel emirde Türkiye'nin, kalkınma yolunda milletlerarası refah yarışında ne kadar geri kaldığını hepiniz biliyorsunuz. Öte yandan biz devlet idaresinde, bürokraside, hatta Bakanlar Kurulu'nun teşkilinde tadili temel değişiklikler yapma vaadiyle işbaşına geldik. Yaptığımız iş haliyle Türkiye için hayırlı gördüğümüz yeni icraat yollarını açmaktır. Devlet gemisine yeni bir rota çizmektir, icraatımızın yaslanacağı yeni mevzuatı süratle yürürlüğe sokmaktır. İşte yaptığımız budur.

...Şu 37 günlük icraatımız içinde çok temel bir mesele var. Şimdi onu ele alacağım. Niçin bir anda ekonomimizden pek çok yasak duvarını kaldırdık? Niçin Türk ekonomisine hemen her sahada serbestiyet tanıdık? insan ömür boyu sun'i teneffüsle yaşayamaz. İnsan sun'i teneffüsle gelişip güçlenemez. Ekonominin tabii kanunları vardır. Sağlıklı bir ekonomi ancak kendi tabii kanunlarına göre yürür. Nerede bir ekonomik yasak varsa, işte o sun'i teneffüsün ta kendisidir. Tüm yaptığımız her yönden ekonomimizi sağlıklı zemine oturtmaktır. Bütün ileri ülkeleri refaha kavuşturmuş sistemi ekonomimize getirmektir. Bizim yaptığımız rekabete dayalı serbest piyasa düzenine doğru büyük bir adım atmak olmuştur. Büyük bir adım diyorum ve bunun altını çiziyorum. Çünkü hem rekabete dayalı serbest piyasa ekonomisi diyeceksiniz hem de bu ekonomininin etrafında yasak duvarları öreceksiniz, işte buna yarım tedbir denir. Her fırsatta tekrarlarım : Ekonomik sahada kalkınmak, refaha kavuşmak istiyorsak tedbiri bütünüyle almak gerekir.

Ekonomik tedbirler yanında, ithalata getirdiğimiz serbestiyet de vardır. Niçin ithalata böylesi bir serbestlik getirdik? Ülkemizde hepimize gurur veren bir milli sanayimiz var. Bakın biz bu sanayimizin gelişmesi için temel bir tercih yaptık. Dış rekabetin dinamizmiyle sanayimizin hem kendisine, hem memlekete daha faydalı daha verimli çalışması için bir yol açtık. Artık herkes hesabını kitabını buna göre yapsın. Sanayimiz 30 yıldır korumaya alınmıştır. Elbetteki biz de bu korumaya de-

 

vam edeceğiz ama sizin hakkınızı da koruyacağız. Sanayimizden daha iyi, daha kaliteli mamuller beklemek sizin de hakkınızdır. Bu itibarla gümrük duvarlarının aşırı yüksekliğini ayar ederek, sanayimizin rekabet gücünü artıracağız. İç piyasada yabancı mallarla rekabet etsin ki dış piyasada rekabet gücüne sahip olmaya başlasın. İçte ithalatı bir nebze ve ölçülü olarak, kontrollü olarak serbest bırakmışsak esas amacımız budur. Hemen şunu da belirteyim : Sanayimizi desteklemek için birçok sanayi hammaddesinin gümrük vergisini indirdik, hatta bazılarını sıfırladık. Milli sanayimize tahripkâr olacak malları ithal yasağı içinde bıraktık. Böylece sanayimize hem müsait bir zemin hazırladık hem de yasak ile değil, her yönden teşvik ile gelişmesini hedef aldık. Aşırı koruma netice itibariyle tüketicinin aleyhine olur, aleyhine olmuştur.

Bu arada bu sohbetimi izleyen çiftçi kardeşlerime de iyi bir haber vereyim. Kaliteli tohumluk, kaliteli damızlık ithaline büyük kolaylıklar tanıdık. Şimdi bakınız biz ithalatta yepyeni bir boyut getirdik. İthal malların bazılarına, özellikle lüks tüketim mallarına bir çeşit yeni bir vergi koyduk. Niçin böyle yaptık? Önce bu malların piyasaya yüksek fiyatla çıkmasını istedik. Yerli mallarımızla bu çerçeve içerisinde rekabet etmesini şart koştuk. Sonra da büyük derdimiz konut meselesinin çözümüne bir kaynak olsun istedik. İşte fon dediğimiz, konut fonu dediğimiz yeni kaynak budur.

Efendim her fırsatta belirttim. Devlet bütçesinde konut işinin halline ayrılacak yeterli paramız yok. Bir yerden bütçe dışı bir kaynak, bir büyük para bulmamız şarttı. Yoksa konut işinde havanda su döğmeye devam ederiz. İşte ithalatta alınacak bu yeni vergiyi, yani fon kesintilerini devlet bütçesine dahil etmeyecektir. Bu parayı bütçe ihtiyaçları için kullanmayacaktır. Tümüyle konut yapımına aktaracaktır.

İthalata getirdiğimiz serbestiyetin bir de şu faydası vardır : Yasak yoluyla bir türlü önlenemeyen, bir tür kangren haline gelen kaçakçılık, ekonomik yönden köşeye sıkıştırılmıştır. Havadan para kazanma yolları tıkanmıştır.

Şimdi biraz da ihracata değineyim : Geçmiş bir dönemin başarılarını örnek diye vermek istemiyorum. Ama bakıyorum 1979 sonunda bütün yıl 2 milyar dolar civarında olan ihracatımız 1982'de 6 milyar dolara yükselmiştir. İki yılda üç mis-

 Geri

İleri